Yazılar ve Değerlendirmeler

Hukuk Yazıları

Hukuk yazıları kategoriye göre filtrelenebilir; her içerik genel bilgilendirme amacıyla ve mesleki değerlendirme diliyle hazırlanmıştır.

Boşanma davalarında ispat yükü ve delil değerlendirmesi1 Temmuz 2026Boşanma Davalarında İspat: Deliller, Süreler ve Uygulamada Kritik NoktalarBoşanma davalarında uygulamada en sık karşılaşılan yanılgılardan biri şudur: Taraflardan biri kanunda yer alan bir boşanma sebebini dilekçesine yazdığı anda davayı kazanacağını düşünür. Oysa boşanma davalarında belirleyici olan yalnızca hangi sebebe dayanıldığı değildir. Asıl mesele, o sebebin dayandığı somut olayların mahkeme önünde nasıl ortaya konulduğu ve hangi delillerle desteklendiğidir. Aynı boşanma sebebine dayanan iki dava, delil düzeni farklı olduğu için tamamen farklı sonuçlanabilir. Bir dosyada tanık anlatımları, mesaj kayıtları bağlamıyla birlikte güçlendirilmiş ve süreler doğru takip edilmiş olabilir. Diğer dosyada ise iddialar doğru olsa bile olaylar soyut kalmış, deliller usulüne uygun gösterilmemiş veya kanuni süreler kaçırılmış olabilir. Bu iki dosyanın aynı sonucu doğurması beklenemez. Bu nedenle boşanma davaları yalnızca “dava açma” işlemi olarak görülmemelidir. Dava açılmadan önce hangi boşanma sebebine dayanılacağı, hangi olayların ileri sürüleceği, bu olayların hangi delillerle ispatlanacağı ve karşı tarafın muhtemel savunmasına nasıl cevap verileceği birlikte değerlendirilmelidir. Bu yazıda boşanma davalarında ispatın neden önemli olduğu; TMK m. 184’ün boşanma yargılamasına etkisi, ispat yükü, delil türleri, özel boşanma sebepleri ve uygulamada sık yapılan hatalar üzerinden ele alınacaktır.Yayın: 1 Temmuz 2026 · Güncelleme: 1 Temmuz 2026 · 12 dk okumaTahliye taahhütnamesinde geçerlilik şartları17 Haziran 2026Tahliye Taahhütnamesi: Geçerlilik Şartları, Uygulamadaki Sorunlar ve Kiracının Savunma HaklarıKira ilişkilerinde uygulamada en fazla uyuşmazlığa yol açan belgelerden biri tahliye taahhütnamesidir. Kiraya veren açısından hızlı ve etkili bir tahliye imkanı sağlayabilen bu belge, kiracı bakımından ise ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle konut kiralarındaki artış, kira bedellerine ilişkin sınırlamalar ve taraflar arasındaki ekonomik gerilimler nedeniyle tahliye taahhüdüne dayalı uyuşmazlıklar son yıllarda daha sık görülmektedir. Uygulamada temel sorun çoğu zaman şudur: Kiracı, taşınmazı kiralayabilmek için imzaladığı belgenin hukuki etkisini ancak tahliye süreci başladığında fark eder. Bu aşamada ise itiraz süresi, ispat yükü, belge üzerindeki imzanın niteliği ve taahhüdün hangi tarihte verildiği gibi ayrıntılar dosyanın sonucunu doğrudan etkiler. Bu yazıda tahliye taahhütnamesinin hukuki çerçevesi, geçerlilik şartları, uygulamada karşılaşılan sorunlar, icra takibi ve dava yolları ile kiracının ileri sürebileceği savunma imkanları genel hatlarıyla ele alınacaktır.Yayın: 17 Haziran 2026 · Güncelleme: 17 Haziran 2026 · 13 dk okumaSözleşme Ne Zaman Kurulur? Teklif, Kabul ve Yazışmaların Hukuki Etkisi15 Haziran 2026Sözleşme Ne Zaman Kurulmuş Sayılır? Uygulamada Sık Karşılaşılan Yanılgılarİki işletme, e-posta ve telefon üzerinden haftalarca görüşür. Ürün, miktar ve fiyat üzerinde anlaşılır. Ödeme ve teslimat takvimi ise “görüşerek netleştiririz” denilerek sonraya bırakılır. Taraflardan biri işe başlar, diğer taraf numune onayları verir. Birkaç hafta sonra ilişki bozulur ve karşı taraf şu cümleyi kurar: “Biz herhangi bir sözleşme yapmadık, aramızda bağlayıcı bir anlaşma yok.” Uygulamada bu cümleyle sık karşılaşılır. Ancak hukuken bu cümle, sanıldığı kadar güçlü değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmenin kurulmasına ilişkin hükümleri, bir sözleşmenin ne zaman varlık kazandığını belirleyen temel çerçeveyi oluşturur. Bu çerçeve, günlük hayatta kullanılan “sözleşme” kelimesinden çok daha geniştir. Bir e-posta, bir WhatsApp mesajı, telefon görüşmesinde verilen açık bir onay, hatta bazı hallerde bir davranış dahi sözleşmenin kurulmasına yol açabilir. İşe başlamak, ödeme yapmak, mal teslim almak, gönderilen taslağı onaylamak veya bir teklife “tamam” demek; koşulları oluştuğunda hukuki sonuç doğurabilecek irade açıklamalarıdır. Bunun yanında, tarafların “anlaştık” zannettiği bazı durumlarda ise henüz sözleşmenin kurulmadığı sonucuna varılması da mümkündür. Bu yazıda, sözleşmenin ne zaman kurulmuş sayılacağı; teklif, kabul, sessizlik, yazışmalar, ana hatlarda anlaşma, genel işlem koşulları ve uygulamada sık karşılaşılan yanılgılar üzerinden ele alınacaktır.Yayın: 15 Haziran 2026 · Güncelleme: 15 Haziran 2026 · 13 dk okumaUyuşturucu madde ticareti suçunda savunma süreci14 Haziran 2026Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu: Savunma Süreci ve Kritik HatlarUyuşturucu madde ticareti suçunda soruşturmanın ilk saatleri — arama tutanağı, ilk ifade, el koyma işlemi, muhafaza zinciri ve telefon incelemesi — davanın bütün seyrini belirleyebiliyor. O ilk anda yapılan bir hata, mahkeme aşamasında telafisi çok zor bir savunma problemine dönüşebiliyor. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, TCK m. 188’de düzenlenmiştir. Satma, satışa arz etme, başkasına verme, sevk etme, nakletme, depolama veya ticari amaçla satın alma, kabul etme ve bulundurma bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nda en ağır yaptırımlarla karşılaşılabilecek suç tiplerinden biridir. Ancak uygulamada en sık karşılaşılan yanılgı şudur: “Uyuşturucu bulundu, demek ki uyuşturucu ticareti suçu oluştu.” Bu yaklaşım her dosyada doğru değildir. Ceza yargılamasında önemli olan yalnızca uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması değil; bu maddenin hangi amaçla bulundurulduğu, nasıl ele geçirildiği, arama işleminin hukuka uygun olup olmadığı, iletişim kayıtlarının ne anlattığı ve ticaret kastını gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığıdır. Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçunda savunma, dosyanın bütün delil yapısı görülmeden kurulamaz. Her dosya kendi içinde ayrı değerlendirilmelidir.Yayın: 14 Haziran 2026 · Güncelleme: 14 Haziran 2026 · 12 dk okumaCeza soruşturmasında ilk ifadenin önemi14 Haziran 2026Ceza Dosyasında İlk İfade Neden Önemlidir?Bir kişi kollukta veya savcılıkta ilk kez ifade verirken çoğunlukla dosyayı görmemiştir, suçlamanın hukuki sınırlarını bilmemektedir ve o an söylediği her cümlenin ileride nasıl değerlendirileceğini kestiremez. Buna rağmen bu ilk beyan; iddianamede, tutuklama talebinde ve mahkeme aşamasında karşısına çıkabilir. Ceza soruşturmasında ilk ifade, çoğu zaman yalnızca "olayı anlatma" işleminden ibaret görülür. Bu yanılgı ciddi sonuçlar doğurabilir. Gerçekte ilk ifade, dosyanın yönünü belirleyen en kritik aşamalardan biridir; savunmanın zemini burada atılır, lehe delillerin akıbeti büyük ölçüde burada belli olur. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147. maddesi bu aşamada şüpheliye önemli güvenceler tanımaktadır: yüklenen suçun anlatılması, müdafi seçme hakkının bildirilmesi, susma hakkının hatırlatılması ve şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasının istenmesi bunların başında gelir. Bu yazıda, uygulamadan gözlemlediğim somut örnekler üzerinden ilk ifadenin neden bu denli belirleyici olduğunu aktarmaya çalışacağım.Yayın: 14 Haziran 2026 · Güncelleme: 14 Haziran 2026 · 8 dk okumaTrafik kazası sonrası araç değer kaybı tazminatı, talep şartları ve güncel hesaplama süreci.14 Haziran 2026Araç Değer Kaybı Tazminatı: Talep Şartları, Hesaplama Yöntemi ve Uygulamada Sık Yapılan HatalarBir trafik kazası sonrasında araç tamir ettirilmiş, hasar bedeli karşı tarafın sigortasından alınmış ve araç yeniden kullanılabilir hale gelmiş olabilir. Uygulamada birçok araç sahibi bu aşamada artık zararın tamamen giderildiğini düşünmektedir. Ancak durum her zaman bu kadar basit değildir. Çünkü kaza sonrasında araç ne kadar iyi onarılmış olursa olsun, artık TRAMER kaydında hasarlı bir araç olarak görünür. İkinci el piyasasında da aynı marka, model, yaş ve kilometredeki kazasız bir araçla, kaza geçmişi bulunan bir araç aynı değerde kabul edilmez. Alıcılar, ekspertiz raporunda “değişen”, “boyalı” veya “hasar kayıtlı” ibaresini gördüğünde çoğu zaman daha düşük bir bedel teklif eder. İşte aracın onarımından sonra ikinci el piyasa değerinde meydana gelen bu düşüş, hukuken araç değer kaybı olarak adlandırılır. Araç değer kaybı, onarım bedelinden ayrı ve ayrıca talep edilmesi gereken bir zarar kalemidir. Son yıllarda araç değer kaybına ilişkin mevzuat ve uygulama ciddi şekilde değişmiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi kararları sonrasında, internette hala güncelmiş gibi paylaşılan birçok bilgi artık geçerliliğini yitirmiştir. Bu nedenle araç değer kaybı talebinde bulunacak kişilerin, eski kilometre sınırları veya katsayı formülleri üzerinden hareket etmesi hak kaybına neden olabilir. Bu yazıda araç değer kaybı tazminatının ne olduğu, hangi şartlarda talep edilebileceği, güncel hesaplama yaklaşımı, sigorta başvurusu, tahkim ve dava süreci ile uygulamada sık karşılaşılan yanılgılar ele alınacaktır.Yayın: 14 Haziran 2026 · Güncelleme: 14 Haziran 2026 · 12 dk okuma